Haber veritabanı
Haber veritabanı
05
Nov
Tarafından gönderildi Admin on 05 November 2018 04:05 pm

İLBER ORTAYLI’YA CEVABIMIZDIR..
Cevap biraz uzun ama İlber Ortaylı gibi, topluma kendini tarihçi diye yutturmuş bir insanın milli varlıklarımıza saldırısına ancak bu şekilde cevap verilir..

TÜRK GENCİ SIKILMA OKU..
Öncelikle İlber Ortaylı’nın söyledikleri nelermiş bir hatırlayalım;

"Mustafa Kemal Bey dedikleri adam haritasız Gelibolu’yu biliyordu. Paşa Samsun’a çıktı ve hiç iyi bir çıkış noktası değil. Hemen soluğu havzada almış kimse gücenmesin ama. Niye? Çünkü çok kozmopolit bir yer ve çok ayakaltı. Stratejik bakımdan sıfır" ifadelerini kullandı.

Şimdi İlber Efendi’nin tarihçilik üslubuna geçmeden önce 1919’a dönelim ve o dönemi bir inceleyelim. Türk gencinin her satırı bir cevap olan aşağıdaki ayrıntıları bilmesi lazım.

Evvela Karadeniz’in halini bir göz önüne alalım; 
1. Dünya savaşıyla birlikte Kafkaslardan ve Gürcistan üzerinden Rus işgalini takip eden yıllarda doğu karadenize gelen Rumlar, Karadeniz’de bir Pontus Rum devletini yeniden kurmak için çalışmalara başlarlar. 
Bu çalışmalara, Mondros sonrasında İstanbul’u işgal eden ve dahi Kafkaslara ve Karadenize asker çıkaran, doğuda bir Ermenistan kurmak için çalışan İngilizler destek vermektedir. Bununla da bitmez. Yunanistan, bölgedeki Rumları organize etmeleri için bir subaylar grubu göndermiştir. Rum hareketinin merkez üssü Samsun’dur. Samsun, çevresindeki yerlere göre daha kozmopolit bir yerleşim yeridir.

Peki Türkler ne yapar? 
Tabi ki sınırlı güçleri ile karşı durmaya çalışırlar. Ama bu karşı duruş umutsuz ve alevsiz bir mücadele şeklindedir. İşte bu sıralarada Topal Osman Ağa diye bir kişi çıkar ortaya. Doğu Karadeniz sahili boyunca Rumlara kök söktürmeye başlar.

Eş zamanlı olarak İngiliz gemilerinin İstanbul’a girdiği gün, Adana’daki orduların komutanlığından dönen bir kişi İstanbul Haydarpaşa garında trenden inmiştir. Mustafa Kemal Paşa.. Bu tarihten 16 Mayıs 1919 tarihine kadar yaklaşık 6 ay İstanbul’da kalmış ve bu süre zarfında Anadolu’ya nereden ve nasıl gidebileceklerini de araştırmışlardır. Hatta bir keresinde, Harbiye Nazırlığında müşavir olan Albay İsmet (İnönü) ile gizli bir toplantı yaparlar. Masaya bir harita koyar ve Anadolu hakkında sıcak bilgileri olan Albay İsmet’e sorar.. 
“Anadolu’ya gitmek için en iyi yolu göster bana!”

Karadeniz’e dönelim; 
Samsun’da görevli İngiliz komutan, İstanbul İngiliz temsilciliğine bir rapor gönderir ve Rum köylerine yapılan Türk tecavüzlerini engellemek için tedbir alınmasını ister. Aslında bòyk bir tecavüz yoktur. Olanlar da nefsi müdafaadır. İngilizlerin güdümündeki Yüksek Mütareke Komisyonu, Damat Ferit hükümetinden derhal bu konuda çalışma yapmasını ister(aslında emreder). Damat Ferit ve kabinesi telaşla bu konuya eğilirler. Samsun’a bir ordu müfettişi gönderilmesine ve durumun denetim altına alınmasına karar verirler. İşte Mustafa Kemal’in aradığı fırsat budur ve bu görevi kendine yazdıracaktır. (Bu nokta çok ayrıntılı olmakla birlikte yayına hazırlamakta olduğumuz Tesadüfen Atatürk Olunmaz kitabımda arka planda yaşananlar ayrıntısı ile belirtilmektedir. Burada ayrıntılara girmeyeceğim. )

Nitekim Mustafa Kemal bu görevi üzerine alır. Ancak, verilen yetkileri sadrazama ve harbiye nazırına çaktırmadan arka planda artırmış olarak görevlendirmeyi çıkarttırır. Günlerden 30 Nisandır. Bu esnada, İstanbul’da özellikle İttihat’çı olarak bilinen bir çok komutan ve siyasetçi tutuklanmıştır. Tutuklamalar devam etmektedir. Süre kısıtlı hava gergindir. Mustafa Kemal Paşa kendisiyle birlikte gidecek olan 20 kişilik heyetini belirler. Ancak bu noktadaki hareketleri ve belirlediği isimler yavaş yavaş İngilizlerin dikkatini çekmeye başlar.

Mustafa Kemal, İstanbul’dan Bandırma vapuru ile gidecektir. Bu araç, İngiliz yapımı olup, bir yunanlıdan alınmış küçük bir şileptir ve o esnada pusulası da bozuktur. 16 Mayıs öğleden sonra İstanbul’dan apar topar ayrılırlar. Çünkü; Rauf Bey (Orbay) Mustafa Kemal’in yanına gelerek, bazı duyumlar aldığını ve İngilizlerin şüphelerinin arttığını, onu tutuklayacaklarını, kaybedecek zaman olmadığını hemen yola çıkılması gerektiğini belirtmiştir. Bu şekilde yola çıkarlar. Mustafa Kemal İngilizlerin kendilerini durdurmak için vapuru batırmaya kadar işi ileri götürebileceklerini düşünüyordu. Bu nedenle sahile yakın gitmesi için kaptana direktif verdi. Yakalandıkları yerde sandallara atlayıp sahile çıkacaklardı.

Neredeyse tüm yolcuları deniz tuttu. Çünkü Karadeniz baharın hakkını veriyordu. Hem hava fırtınalı hem deniz dalgalıydı. Mustafa Kemal bir süre önce kulak iltihabı geçirmişti ve bunun etkisi sürüyordu. Ayrıca, kronik böbrek rahatsızlığı halen onu rahatsız ediyordu. Haftalarca istirahat etmesi gereken bir insan, yıllardır 3 gün üst üste istirahat etmeden savaştan savaşa koşuyordu.

Vapur, Sinop açıklarından geçerken, Samsun’daki İngiliz müfrezesi nedeniyle Sinop’a çıkmayı düşündüler. Ancak, resmi yetkileri samsun bölgesi üzerine yazılmıştı ve şu durumda bu yetkiler ona Konya-Eskişehir hattının tüm doğusuyla tek başına, tam yetkili olarak yazışma yapabilme ve emir verebilme hakkı tanıyordu. Samsun’a çıkmaz ise bu yetkiler boşa gidecekti. Oysa o bölgesel bir mücadele için değil, kafasında kurguladığı topyekun bir Misak-ı Milli mücadelesi için Anadolu’ya geliyordu. Nitekim Sinop’a çıkmaktan vazgeçtiler. Zaten hava fırtınalı ve deniz dalgalı idi ve Sinop’un doğru düzgün yanaşılacak bir rıhtımı bile yoktu.

Yola devam ettiler. Vapur 19 Mayıs’ta şafak vakti Samsun’a vardı. Ama vapurdan yine inemediler. Vapur kıyıya yanaşamadı. Havanın biraz açmasını beklediler. Günün ilk ışıkları ile birlikte vapura yanaşan sandallarla tahliyeler gerçekleştirildi.

Samsun’da yaklaşık 1 hafta kaldılar. Durum tespiti ve çeşitli yazışmalar yapıldı. Samsun'daki Türk halkı yılmış ve sinmişti. Şehirdeki İngiliz müfrezesinin varlığı da bu duruma etki ediyordu. Nitekim ilk temaslardan sonra Sivas’a gitmek üzere yola koyuldular. İlk durak yol üzerindeki Havza kasabası olacaktı. Eski bir Mercedes arabayla yola çıkıldı. Bağlantı yolu şose (üzerine çakıl dökülmüş toprak yol) bir yoldu. Bu araba birkaç kez de yolda bozuldu. Yolun bir kısmında yürüdüler.

Nitekim, şimdi ilçe olan Havza kasabasında da çeşitli temaslarda bulundular. Kalabalıktan oluşan bir halkın karşısına ilk kez bu kasaba da çıktılar. Mitingler verdiler. Kasabanın müftüsü milliyetçi duygulara sahip bir insandı ve onlarla birlikte hareket etti. Bu sayede halk nezdinde ilk olumlu hareketlenmeler başladı. Ayrıca, Mustafa Kemal, Havza’da kalınan süre boyunca Havza Kaplıcalarından faydalandı. Bu sayede böbrek ağrıları önemli ölçüde azalmıştı. Uzun bir süre ağrılar ağır şekilde nüksetmeyecekti.

ŞİMDİ GELELİM İLBER EFENDİNİN HADSİZ ÇIKIŞINA
1- Görüldüğü üzere Samsun’a çıkış bir seçenek değil zorunluluktu. Sanki elde 20 tane seçenek vardı da Mustafa Kemal Samsun’u tercih etmiş gibi yorum yapmak neresinden baksanız boş boğazlıktır. 
2- Tarih, tarihe göre yargılanır, yorumlanır. O günün şartlarına göre yorumlanması gereken hususları atlamak tarihe ihanettir. Mesela, Sinop’a çıkmış olunsa idi, iç bölgelerle sarp geçitlerden nasıl bağlantı kurulacaktı. 
3- Görevlendirmesi Samsun’a yazılmış olan bir heyetin, sıkı bir düşman denetim ve tehdidi altında Samsun’a çıkmasını yanlış tercih diye tanımlamak nereden baksanız tam anlamıyla aptallıktır.
4- Samsun’a çıkışın ardından sadece 3 yıl gibi bir sürede tüm işgal kuvvetleri dize getirilmiş ve sonuca ulaşılmıştır. Sonuç doğru ise araçlar da doğrudur. Varsayalım Sinop’a yada Trabzon’a çıkmıştı.. Bu sefer de Sinop’a çıkması hatalıydı diyecektiniz. Bu tarihçilik değildir. Böyle tarihçilik olmaz. Tarih bilimi bu noktada, onun doğruluğunu veya yanlışlığını yorumlayan bir bilim değildir. Bu cümleler basitçe siyaset bile değildir. 
5- Diğer taraftan, Havza kaplıcaları, Mustafa Kemal’in sağlığı üzerine yaptığı olumlu etki ile milli mücadeleye ve dolayısıyla Türk Milletinin kaderine bile olumlu etki yapmıştır. Yani bir kaplıcanın bile tarihe etkisini görüyoruz. Kader, ilahi tılsım, nasip, adına ne derseniz deyin dünyayı dize getiren bir seyahat başlangıcı olmuştur. 
6- Oysa, İstanbul'da vapura binerken İngilizler vapurda silah ve cephane ararken Mustafa Kemal gizlice onlara gülmüş ve yanındakilere "Aptallar, silah ve cephane arıyorlar. Oysa biz Anadolu'ya iman ve azim götürüyoruz." diye tarihi sözlerinden birini söylemiştir. İman ve azim yürekte ve beyinde taşınır. Zonguldak'a, Sinop'a, Samsun'a, Trabzon'a veya nereye çıktığınız değil kendinizle ne götürdüğünüz önemlidir. Samsun istikameti kalpte ve beyinde taşınan iman ve azimden hiç bir şey eksiltmemiştir.
7- Açıktır ki; son dönemde moda olduğu üzere İlber efendi de kalemini külliyeye kiralamış. Saglam kale sanılanlardan biri daha yıkılmış. Hem de başında ingiliz müfrezesi yokken mücadelede yenik düşmüş İlber efendi. 
Oysa kendisi ve ataları Rus zulmünde vatansız kalınca sığınabildikleri tek vatan Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ülke olmuştur. 
İnsan olamadınız bari vefakar olsaydınız..

Mustafa Kemal hayatta olmayabilir. Ama onun askerleri olan bizler dimdik ayaktayız. İlber efendi ve onun gibilere Atatürk'ü yem etmeyiz.

Kürşad Emre ÖĞRETMEK